Karaman’da tasarlanan ev, yürürlükte olan imar mevzuatları ile standart biçime dönüşmüş yapılaşma koşullarını zorlamak ve yerel kültürel yapılaşma değerlerine yaklaşabilme denemesidir. Oluşturulan parselasyon doğrultusunda çekme mesafelerinin doğurduğu sınırlama ile “parselde tek kütle” yapma alışkanlığı yerel ve kültürel değer olan müştemilat olgusunu imkansız kılma/yok sayma anlayışını doğurmaktadır. Oysa ki geleneksel Anadolu yaşam biçiminde kademeli mahremiyet anlayışı “ev” planlamasından mahalle ve oradan da şehir ölçeğine kadar uzanmaktadır. Mevcut imar koşulları ile elde edilemeyen veya müsaade edilmeyen yüksek bahçe duvarı, şehir dokumuzun ayrılmaz bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır.
Benzer şekilde planlama anlayışında oluşan tekdüze yaklaşım, inşaat yapım tekniklerinde de hüküm sürmektedir. Yerel malzeme ve teknikler neredeyse unutulmuştur. Yapı beton temel üzerine taş taşıyıcı duvarlarla bodrum kat ve zemin kat inşa edilmiş, üst katta ahşap taşıyıcı karkas tercih edilmiştir. Taş duvarlar beton hatıllarla kat sevilerinde bağlanmış ve çıplak olarak bırakılmıştır. Yapıda kullanılan duvar örgü tekniği Karaman ili ve yakın çevresindeki birçok yerleşim yeri gezilerek tespit edilmiş ve aynı kalite elde edilmeye çalışılmıştır. Yapının su ve nemden etkilenmemesi için kuyular ve drenaj sistemleri geliştirilmiş; hiçbir şekilde geçirimsiz membranlar tercih edilmemiştir. Çünkü eğer biz çevresel suyun ve zemin suyunun hareketini sağlıklı kanalize edebilirsek yapı duvarları sürekli hava alacak ve dolayısı ile kuru kalacaktır.
Bu projenin amacı; her bölgeye benzer tipte yapıların inşa edilmesinin gerekmediği ve geleneksel yöntemleri, günümüz malzeme ve olanakları ile birleştirilerek inşa etmenin de bir yöntem olduğunu vurgulamaktır.